SİVAS'93

Dostlar Tiyatrosu'nun yeni oyunu Sivas '93, 11 Ocak 2008 Cuma günü Muammer Karaca Tiyatrosu'nda, başladı. Genco Erkal’ın yazdığı ve yönettiği belgesel oyun Sivas ’93, Madımak Oteli’ndeki yangının öyküsünü anlatıyor. Nurdan Arca yapımı belgesel bir film eşliğinde oynanacak oyunun müziği Fazıl Say imzasını taşıyor. Giysi Tasarımı: Özlem Kaya Oyuncular: Genco Erkal, Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Murat Tüzün, Nilgün Karababa, Şirvan Akan ve Çağatay Mıdıkhan.
İlk geceye oyun müziğinin bestecisi Fazıl Say'ın yanı sıra Ankara'dan şehit aileleri, Lütfi Kaleli, Zeynep Altıok, Demet Tuncer, Zerrin Taşdemir, Avukat Şenal Sarıhan, Serdar Doğan, Tarık Akan, Yavuz Bingöl, Mazlum Çimen, Berhan Şimşek gibi isimler katıldı. Pir Sultan Abdal Derneği başkanı Kazım Genç tiyatroya bir plaket verdi, şehit yakınları oyunculara kırmızı karanfiller sundular.
Yazan-Yöneten
GENCO ERKAL
Müzik
FAZIL SAY
Giysi
ÖZLEM KAYA
Film Yapım
NURDAN ARCA Ajans 21

Oyuncular
GENCO ERKAL
MERAL ÇETİNKAYA
YİĞİT TUNCAY
NİLGÜN KARABABA
MURAT TÜZÜN
ÇAĞATAY MIDIKHAN
SALİHA ŞİRVAN AKAN

Film
Kurgu: Melih F. Tatlıcan
Kurgu Asistanı: Tuğçe Özşen
Arşiv Arama: Ayşe Çavdar

Danışman
Özcan Arca

Fotoğraflar
MAĞMA SANAT HAREKETİ

ALİ EKEYILMAZ
BATTAL PEHLİVAN
MEHMET ÖZER
CEVAT ÜSTÜN
HAMZA ŞAHİN
MEHTAP YÜCEL
NİDA YILMAZ
RIZA AYDOĞMUŞ
ERDOĞAN DURSUN
SONER DOĞAN

Oyun Fotoğrafları
ŞİRİN ÖTEN

Basın Halkla İlişkiler
SODA MEDYA

Yardımcı Yönetmen: SERDAR BORDANACI
Işık: CEMAL BAYKAL
Teknik Ekip: ERHAN UYSAL, CANER OMUR

Müdür
AHMET KAYA
Gişe
ESRA ELİK

Afiş Yaratıcı Yönetmeni: UĞURCAN ATAOĞLU
Afiş Tasarımı: BURÇAK BEŞLİOĞLU
Afiş Fotoğrafı: SERDAR TANYELİ
Fotoğrafı Tutan El: HÜSEYİN ÖZÇELİK
Baskı Öncesi Hazırlık: GRAFİK 24
Baskı: FORMAT MATBAACILIK

www.dostlartiyatrosu.com
Web Tasarım: KADİR KAYA

Büyüğünü Görebilmek İçin Üzerine Tıkla...

 

MÜZİK
Oyunda Fazıl Say’ın Nazım Oratoryosu, Metin Altıok Oratoryosu, Kara Toprak, İpekyolu Konçertosu, Keman-Piyano Sonatı, Anadolu’nun Sessizliği ve Nazım Belgeseli müziğinden bölümler kullanılmıştır.

ŞİİR
Oyunda Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar’dan alıntıların yanı sıra kullanılan şiirler:
Sivas Acısı- Aziz Nesin
Dünyanın En Tuhaf Mahluku- Nazım Hikmet
Bu Yangın Yerinde- Ataol Behramoğlu
Madımak- Bülent Ecevit


YARARLANILAN KAYNAKLAR
Alevler İnsan Sesi (Sivas Kıyımı Şiirleri)/Hazırlayan: Güngör Gençay; Gerçek Sanat Yayınları
Behçet Aysan Kitabı/Hazırlayan: Edebiyatçılar Derneği; 1993
Gölgesi Yıldız Dolu-Metin Altıok/Zeynep Altıok; Dünya Kitapları, Ekim 2003
Gri Gül/Lütfiye Aydın; Can Yayınları, 2005
Madımak Çığlığı/Zeki Büyüktanır; Can Yayınları, Ekim 2006
Onlar Işık Oldular-Sivas Katliamının Onuncu Yıldönümü/Yayına Hazırlayan:Ahmet Koçak; Alev Yayınları, 2003-İstanbul
Sesini Yitiren Şehir Sivas/Mağma Sanat Hareketi; Varyos Yayınları, Temmuz 1995
Sivas-2 Temmuz 1993/Yazan: Soner Doğan; Ekim Yayınları, Mart 2007
Sivas Davası Cilt 4/Hazırlayanlar: Av. Erdal Merdal, Av. Mehdi Bektaş, Av. Ali Sarıgül; Türkiye Barolar Birliği, Mart 2004-Ankara
Sivas Katliamı Davası Cilt I, Cilt II/Hazırlayan:Av. Şenal Sarıhan; Ankara Barosu Yayınları, Nisan 2002
Sivas Katliamı ve Şeriat/Yazan:Lütfi Kaleli; Alev Yayınevi, 1994
Sivas Kitabı-Bir Topluöldürümün Öyküsü/Hazırlayan:Attila Aşut; Edebiyatçılar Derneği, Haziran 1994
Şeriatçı Şiddet ve Ölü Ozanlar Kenti Sivas/Çetin Yiğenoğlu; Ekin Yayınları, Şubat 1994
Sivas'ı Unutmak/Yazan:Öner Yağcı; Pencere Yayınları, Ekim 1997
Yaşamak Martı Kanadında Rüzgar Taşımaktır/Serdar Doğan; Aral yayınları, Eylül 1997*
Güzel Yazılar Dergisi-Sivas Kıyımını Unutmadık; 10. Yıl/Türkiye Yazarlar Sendikası, 2003
Bahar/Aylık Sanat Dergisi; Sayı 113, 2007
Taraf/Aylık Siyasi Dergi; Sayı 30, 1993

OYUNCULAR
Dostlar Tiyatrosu izleyicilerinin yakından tanıdığı Meral Çetinkaya ve Genco Erkal'ın yanı sıra bu yıl beş yeni oyuncu tiyatromuzda görev alıyor.

Yiğit Tuncay, 1978'de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Çocuk Oyunları’nda profesyonel oldu, 1998’den beri kurucusu olduğu Halk Sahnesi Oyuncuları'nın genel sanat yönetmeni.

Nilgün Karababa, İstanbul Üniversitesi Belediye Konservatuarı Tiyatro ve Şan bölümlerinde bir süre eğitim gördü, ilk kez 1993 yılında, Bakırköy Belediye Tiyatrolarında profesyonel oldu.

Murat Tüzün, Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü 2000 yılı mezunu. İlk profesyonel oyunu Ankara Devlet Tiyatrolarında sahnelenen Ghetto adlı oyundur.

Saliha Şirvan Akan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Devlet Tiyatrosunda, Mehmet Akan’ın yazdığı Bedreddin adlı oyunla profesyonel oldu.

Çağatay Mıdıkhan, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Oyunculuk Ana Sanat Dalı 2007 yılı mezunu. İlk kez Dostlar Tiyatrosu’nda profesyonel oluyor.

Değerli İzleyiciler,
Oyun başlamadan önce, size bir sır vermek istiyorum. Ben bir paranoyağım. Evet, evet, bu satırların yazarı olan benden bahsediyorum. Bunu da nerden mi çıkarıyorum. Ee çevremdeki herkes öyle diyor.

Her paranoyak gibi “Ben paranoyak değilim” desem de kimseler inanmıyor. İş arkadaşlarım, dostlarım, hatta geçmişte aynı saflarda mücadele verdiğim insanlar bile benim paranoyak olduğuma inanıyor.

Hayır, psikologa falan gitmedim. Çünkü adım gibi eminim ki bana “paranoyak” teşhisi koyacak. Peki, nedir senin paranoyan diye merak edenleriniz olabilir. Hemen söyleyeyim öyleyse. Ben her olayda irticanın ayak seslerini duyuyorum. Nerde abus suratlı, burnundan soluyan bir güruh görsem, “işte geldiler” diyorum. Ramazanda kamu kurumlarında yemekhaneler kapandığında ya da oruç tutmadığı için birinin şişlendiğini işittiğimde de aynı hisse kapılıyorum. Kara çarşafa bürünmüş küçük kız çocuklarını ya da kafası dımdızlak kazıtılmış cüppeli oğlan çocuklarını gördüğümde de...

Cuma namazı saatinde bir devlet dairesine gidip de işimi yaptıracak memur bulamadığımda, türbanlı bayan doktorun, hasta erkek olduğu için bakmayıp ölüme terk ettiğini duyduğumda da aynı şey oluyor. “Böyle giderse hep beraber şeriata teslim olacağız” dediğim zaman arkadaşlarım, dostlarım katıla katıla gülüyor, “Bu söylediklerinin hepsi paranoya” diyorlar. Sizce de öyle mi?

Bu illet bende uzun süreden beri var. Ama kesin başlangıç tarihini net olarak anımsıyorum. 2 Temmuz 1993’te başladı bu paranoya bende.

Hani Sivas’ta bir otelde kıstırdıkları 33 savunmasız kişiyi yobazlar yakmışlardı ya...

Hah işte bendeki paranoyalar o tarihten itibaren başladı. Sivas davasının görüldüğü Ankara DGM'deki duruşmaları izlediğimde iyice ilerledi. Sanık savunmanları arasında sonradan Adalet Bakanı olan milletvekilini gördüğümde, sanıkların ölenlerin ailelerine saldırmalarına tanık olduğumda artık çevremdekiler tarafından da hissedilir olmuştu paranoyalarım.

Hizbullah cinayetleri, Malatya’da misyonerlerin testere ile kıtır kıtır kesilmesi, okullarda namaz kılmayan, oruç tutmayan öğrencilere baskı yapılması gibi olaylar bendeki paranoyayı tetikliyor. Arada bir arkadaşlarımla konuşup rahatlıyorum. Köşe yazılarını okuduğum zaman geçer gibi oluyor. “Münferit bunlar” diyorlar. “Türkiye’de irtica tehlikesi yok.” İşte o zaman derin bir “Ohh!” çekiyorum. Ama bir süre sonra yine başlıyor.

Cuma namazı çıkışlarında tekbir getiren kalabalıkları gördüğümde “yine birilerini yakacaklar” diye korkup saklanıyorum. Aslında korkum onların kalabalığından değil, benim yalnızlığımdan. İnanın öyle. Şöyle bencileyin paranoyakların sayısı biraz artsa hiç korkmayacağım. Ama tersine paranoyakların sayısı yerine, diğerlerinin sayısı her gün katlanarak artıyor.

Size bir sır daha vereyim mi? Birazdan izleyeceğiniz oyunu sahneleyen ve senaryosunu yazan Genco Erkal var ya, işte o da bir paranoyak. Aynı benim gibi. Sivas Katliamı’nı sahnelediğine göre, belli ki “İrtica paranoyası” onda da var.

Meslektaşım olan çoğu gazeteciler siyasiler Sivas Olayı’nı unutmak gerektiğini, bunun bir tahrik sonucu çıkmış münferit bir hadise olduğunu söylüyorlar.

Buna kendimi inandırmak istiyorum ama bir taraftan da “ya yine bir şeylerden tahrik olurlarsa” diye ödüm kopuyor. Çünkü şöyle yakın tarihimize dönüp baktığımda, bu çevrelerin belli periyotlarla sık sık tahrik olduklarını görüyorum.

Ne zaman, neden tahrik olacakları da bilinmiyor ki, ona göre davranalım. Bazen bir konuşmadan, bazen bir yazıdan, bazen bir filmden, bazen de bir tiyatro oyunundan tahrik olabiliyorlar. Şan Tiyatrosu’nu yakmadılar mı? Hatta bir karikatürden ya da bilboard’lardaki reklam afişlerinden tahrik oldukları da oluyor.

O yüzden ne kadar dikkatli olursak olalım, tahrik olacakları olayları ve zamanı önceden kestirmek zor. Şimdi de korkuyorum. Ya şimdi de Genco Erkal’ın oyunundan tahrik olurlarsa? Alın size bir paranoya daha...

Bunu çevremdekilerle paylaşsam “Senin irtica paranoyan depreşti” diyecekler, biliyorum. O yüzden sizinle paylaşıyorum. Çünkü siz de benim gibi paranoyaksınız. Nerden bildim? Nerden olacak canım, Sivas Katliamı’nı konu alan bu oyunu izlemeye gelmenizden.

Değerli izleyiciler, kurtuluşumuzu bizim gibi paranoyakların sayısının artmasında görüyorum. Yoksa maazallah hepimizi müşahade altına alırlar.

Hadi iyi seyirler!..
MİYASE İLKNUR


KARANLIKTA BİR IŞIK
Geçmişe özlem gelmişse bir toplumda gündeme; Bugünden hoşnut değil demektir kimse. Ama geçmiş güzellikleri yaşatmak için, Gönlü yok kimsenin gül yetiştirmeye.

14 yıl önce, 2 Temmuz 1993’te 33 aydın insanımız, Sivas’ta şeriat yanlısı ve gözü dönmüş bir kalabalık tarafından yakıldı. Olayın örgütçüleri ve elebaşları hâlâ yakalanmadı, arandıkları da şüpheli. Olayı gerçekleştiren kalabalık arasından kimliği belirlenerek yakalananların yargılandığı dava 33 idam cezası ile sonuçlandı. Kimi sanıklar hafifletici sebeplerle, kimi yaşları gereği ceza indirimi aldı, kimi hâlâ bulunamadı! Bütün bu süreç zarfında Sivas’ı unutturmamak adına neler yapıldı? Ben kişisel olarak kendi kaybımın intikamını almak için değil, bu korkunç olayı birincil olarak yaşamış biri olarak önce ibret sonra önlem almak konusunda toplumsal destek görebilmek için çabaladım hep. Bunun için de doğal olarak toplumlara ulaşabilmenin en önemli yollarından biri olan medyadan medet umdum. Medya, giderek yozlaşan günümüz ortamında, kitleleri bilgilendirmek, kalabalıklara ulaşmak için önemli bir kanal. “Bilgilendirmek” dedim, çünkü bizim medyamızın, ülkemizin geleceğini etkileyecek pek çok konudaki ilgisizliği, duyarsızlığı karşısında “bilinçlendirmek” fiilini kullanmaya elim varmadı. Hele kimi “aydın”larımız, “demokrasi” adına cumhuriyetimizi, geleceğimizi feda etmekte sakınca görmezken! Bu karanlık tablo içinde zaman zaman insana, tutunabilmesi için umut ve direnme gücü veren aydınlık adımlar o kadar kıymetli ki...

15 yıl önce Sivas’ta bizleri bugünlere getiren planlı geriletme hareketinin en önemli adımlarından biri atıldı. Cumhuriyetimizi yıkmak için atılan bu adım karşısındaki umursamazlık, tepkisizlik ve aymazlık, bizleri bugün laikliğin sorgulandığı, türbanın kol gezdiği, eğitim ve hukuk adına geri dönülemeyecek tavizlerin verildiği bir Türkiye’ye getirdi.

Öyle ki, kalbi bu ülke için çarpan, bunu eserleri ile berrak bir şekilde ifade eden, gelecek kuşaklara ışık saçan, duyarlı ve birşeyleri değiştirme çabası içinde olan aydınlık sanatçılarımız bile bu ülkeden gitmeyi düşünecek kadar umutsuz ve yılgın hissediyorlar kendilerini. Kendileri için değil, karanlıkta hiç kimse artık soluk alamayacağı için. Haksızlar mı?

Daha fazla yalnız bırakılamayız, artık daha fazlası olamaz derken, kıyımın 10. yıldönümünde “aynı vahşet ve utancın bir daha yaşanmaması için Sivas’ı anmamıza” bile birtakım aydınlarımızın itirazı olduğunu hayretle gördük. Hesaplaşılmamış ve özrü bütün bir toplum tarafından paylaşılmamış bir tarih, eninde sonunda ayağa dolaşır. Bunu unutmamak ve unutturmamak boynumuza borçtur. Oysa biz bir toplum ayıbını unutturmak için Fazıl Say tarafından bestelenen Metin Altıok Oratoryosu’nun iktidar katındakiler tarafından sansürünü de yaşadık. Genco Erkal ise “Sivas’93” ile gören gözlerin, paylaşan yüreklerin olduğunu hissettiriyor bize. Değiştirmek için birey olarak üzerimize düşenin önemini anlatıyor ve en önemlisi burada kalmak için güç veriyor. “Sivas’93” bugün onunla gün ışığına çıkıyor ve aydınlatıyor.

“Aydın” olmak kilit kavram. Buna değinmek istiyorum. Bizim kadar eğitimsiz bir toplumda aydın olmanın ayrı bir önemi olduğuna inandığım için... Bakın Metin Altıok ne diyor:

“Sözcük anlamından yola çıkarsak ‘aydın’; aydınlanmış kendini bilgiyle donatmış kişi diye açıklanabilir. Ülkemizde aydın genellikle okumuş insan olarak bilinir ama okumuş olmak, kendini elinden geldiğince bilgi ile donatmak aydın olmak için yeterli midir acaba? Söz konusu bilgi donanımı hangi seviyede olursa olsun bu soruya verilecek cevap ‘Hayır!’ olmalıdır. Her ne kadar bilgili ve kültürlü olmak aydın olmanın gerek koşuluysa da yeter koşulu değildir.

Şimdi gelin sözünü ettiğimiz yeter koşul üzerinde duralım biraz: Osmanlıda okumuş kültürlü insana “münevver” denirdi. Münevver sözcük olarak “nur”dan gelir. Anlamı “aydınlanmış”, “aydınlık”tır. Osmanlıcada aynı kökten gelen bir başka sözcük vardır ki o da “tenvir”dir. “Aydınlatma, ışıklandırma” anlamına gelir. Birbirine bağlı bu iki sözcükten de anlaşılacağı gibi, münevver olan, özü gereği aynı zamanda tenvir edendir. Bunun aksi düşünülemez. Yani tenvir etmeyen münevver olamaz. Bu çıkarsamamızı Türkçe söyleyecek olursak; “aydınlatmayan, aydın değildir” dememiz gerekir. Evet; babamı “aydın” olduğu için yakanlar, bugün kendilerine “aydın” tanımlaması yakıştırılanların da desteği ile, hepimizin geleceğini tehdit etmeye devam ediyorlar.

Metin Altıok’a göre “Aydın olmaya giden yol muhalif olmaktan geçer. Muhaliflik ise tavır koyarak yapılır. Doğru adına, iyi ve güzel adına yanlışın, kötü ve çirkinin üstüne gitmeyen kişi aydın değildir. Türk aydını kimi muhaliflerin başına gelenden ürkmüş ve nemelazımcı bir konuma düşmüştür. Bu konuma düşenler bir dereceye kadar bağışlanabilirler. Ama uzlaşmacı aydınlar bu nasıl aydın olmaktır bilinmez her türlü değere musallat bir kültür zararlısına dönüşmüşlerdir.”

Sivas olayı; Cumhuriyetin kuruluşunu hemen izleyen bir dönemde meydana gelen Kubilay olayından sonra, Cumhuriyetin 70. yılında tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Bu olayı hiç unutturmamak, hep hatırlatmak ise aydınların görevidir. Burada amaç, son dönem iktidarı ve uzlaşmacı aydınlar tarafından gösterilmeye çalışıldığı gibi yarayı kaşımak ya da intikam almak değil, ülkemizi karanlık bir geleceğe teslim etmemektir.

Bugün sevgili Genco Erkal’ın yüreği ve kalemi ile bir ortaçağ karanlığının ardından yeniden güneş beliriyor. “Sivas’93” adlı eser ile Sivas’ın ayıbı sanatın ve sanatçının duyarlığı ile genç ve gelecek kuşaklar için kalıcı bir yer bulacak. Sivas katliamını unutturmamak ve ders almak adına sanatın kalıcı ve kavrayıcı gücü bizleri “medeniyetle” buluşturuyor. Bu çalışma toplum ve tarih adına önemli olduğu kadar ülkemizde örneği ve uygulamasına az rastlanan belgesel tiyatro anlayışı adına da önemli bir adım. Genco Erkal’ın birikimi, dünya görüşü ve sanatıyla buluşurken ona bir kez daha hayran olmamak mümkün değil. Ben sözlerimi Metin Altıok’un Şiirin İlk Atlası adlı kitabında yer alan yazısından alıntıladığım bir masal ile bağlamak istiyorum: “Serçe kuşu yağmurlu bir günde, şimşekler çakıp gök olanca hızıyla gümbürderken, yere sırt üstü yatmış, havaya kaldırdığı incecik ayaklarıyla boşluğu dövermiş. Bu tuhaf durumu görenlerin “Neden böyle yapıyorsun?” sorusuna “Bunca mahlûkat var yer yüzünde, gök yıkılıp üstümüze düşerse hepsi telef olacaklar. Ben de göğü tutmak için kaldırdım ayaklarımı” cevabını vermiş. Sonra içtenlikle “Kaldırdım kaldırmasına ama, yine de korkudan yüreğimin kırk kantar yağı eriyor” diye eklemiş. Çevresindekiler “Amma yaptın ha, sen kendin beş dirhem etmezsin. Bu kırk kantar yağ da neyin nesi!” diyerek alaya almışlar serçeyi. Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine, “Siz bunu anlayamazsınız” demiş. “Varın gidin işinize. Herkesin kendine göre kantarı, topuzu var.”

Metin Altıok’a göre aydın sorumluluğu ve etkinliği bir toplumun lokomotifidir. Eğer “Aydının gücü nedir?” diye soracak olursanız; masaldaki serçe örneği aydın sorumluluğunun kendisinin, kendiliğinden bir güç olduğunu söylemek olasıdır. Yeter ki bir toplum oturduğu yerde ille de güç için fil beklemesin!

İşte benim 15 yıldır Sivas kıyımı suçlularından çok aydınlara, kendi saffımızda sandıklarıma, öyle olmalarını beklediklerime içerlemem de bu yüzdendir. Genco Erkal’a ve eserde emeği olan tüm yürekli sanatçılara fil beklemedikleri ve gül yetiştirmeye niyetli oldukları için yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız!

“Bir yarım umuttur elimizde kalan, göğüslemek için karanlık yarınları”

ZEYNEP ALTIOK
28 ARALIK 2007

OYUNUN ÖYKÜSÜ
GENCO ERKAL

Temmuz başında yüreğime bir ateş düştü. Üç dört günlük kısa bir tatildeydim. O uğursuz günün on dördüncü yıldönümünde, Cumhuriyet gazetesinde Dikmen Gürün Uçarer’in bir yazısını okuyordum. Yakın tarihimizde ne kadar önemli olaylar var, neden yazarlarımız bu gibi konularla ilgili belgesel oyunlar yazmaz acaba diye soran bir yazıydı. Örnek olarak da Madımak Oteli’ndeki yangından söz ediyordu.

Birden anımsadım, aynı yazar bir önceki yıl da benzeri bir yazı yazmıştı, ben de bu düşünceye yürekten katılmıştım. Bu sefer gene katılmanın yanı sıra başka bir düşünce kıpırdanmaya başladı beynimde. Arkadaşlara bir şey söylemedim ama baktım içimde bir şeyler büyüyüp dal budak sarıyor... Bu oyunu ben yazamaz mıyım acaba. Hadi canım sende diyor bir yanım. Hiç olmazsa bir denesem. Akşam olunca artık dayanamadım, arkadaşlara böyle bir oyun olsa da oynasak, nasıl olur deyince, hepsi birden, tam zamanıdır, çok doğru bir iş yapmış olursun dediler. Gene de oyunu yazmaya soyunacağımı kimseye söyleyemiyorum. Önce kendimi bir tartmam gerek. Gerçekten bu işi kıvırabilir miyim?

Ardından zorlu bir süreç başlıyor. Önce doğru dürüst bir araştırmak gerekiyor. Eldeki malzeme nedir? Belgesel bir oyun olacaksa, şu belgeleri bulup önümüze bir koyalım bakalım. İlk aklıma gelen Dostlar Tiyatrosu’nun oyunculuk kurslarından öğrencim Şenal Sarıhan oluyor. O dönemde Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ve Sivas davasında mağdur ailelerini savunan avukat grubunun en etkin üyelerinden biri. Niyetimden söz edince, aman diyor, çok isabetli bir düşünce, elimden ne geliyorsa yaparım. İki gün içinde bana kendi yazdığı iki ciltlik Sivas Davası adlı kitabı, Barolar Birliği yayınlarından Sivas Davası’nın tüm tutanaklarını içeren bin küsur sayfalık kitabı, fotoğraflar, dergiler içeren koca bir koli yolluyor. Arada ben de sahafları dolaşarak konuyla ilgili kitaplar, ve bir Sivas şiirleri seçkisi buluyorum. İkinci başvuracağım kişi Zeynep Altıok projeyi duyunca müthiş heyecanlanıyor. Elinde ne varsa, babası için hazırladığı kitabı, klasörler dolusu gazete, dergi kesikleri, kitaplar, olayın görüntülerini içeren video kayıtları, hepsini alıp geliyor. Diyorum ki, tamam, böyle bir niyetim var, ama kesin kararı vermeden önce malzemeyi bir tanıyıp, şöyle bir beş on sayfa yazmayı denemeliyim. Gözüm keserse ne iyi, daha söz vermiyorum.

Serdar Doğan’la tanışıyoruz o ara. Madımak cehenneminde öldü sanılarak morga bırakılmış. Ertesi gün tesadüfen, yaşadığı anlaşılmış, 16 gün komada kalmış. Bugün hayatta olması gerçek bir mucize. Üstelik oyun yazarı. Bizden biri. O da büyük bir coşkuyla katılıyor çalışmaya. Yazdığı kitabı, elindeki belgeleri, filmleri yolluyor. Oyunun hazırlık süresince içten desteğiyle güç veriyor. Gerçek bir dost. Dilerim bir gün onun Sivas’la ilgili o güzelim Simurg adlı oyununu da izleyebilirsiniz.

Kapanıyorum eve, dalıyorum belgelerin içine. Uykularım kaçıyor tabii. Olayı yaşayanların tanıklıkları, otelin içinde, morgda, cenaze töreninde çekilen resimler, video kayıtları insanın kimyasını altüst edecek cinsten. İnsanlar bunları mutlaka görmeli, diyorum. Böyle bir olayın bir daha yaşanmaması için Sivas’la mutlaka hesaplaşılmalı. Derinlere indikçe değişik boyutlar çıkıyor ortaya. Tam olarak çözülmemiş bir bilmece. Sonuna kadar gidilmemiş. Bizde her zaman olduğu gibi gerçek nedenler, gerçek suçlular ortada yok. Karartılmış, saklanmış, çarpıtılmış. Buna benzer ne çok olay var, yakından bildiğimiz. Aynı oyun hep oynanıyor da biz bir türlü çözemiyoruz, uyanamıyoruz. Mekanizmanın işleyişini oyunda, bilebildiğimiz kadarıyla, bütün boyutlarıyla sergileyebilirsek, izleyiciyi düşünmeye, tartışmaya yöneltebilirsek yararlı olabiliriz belki.

Eldeki malzeme oyunun biçimini de yavaş yavaş belirlemeye başlıyor. Aslında ne görkemli bir film çıkabilirdi bu malzemeden. Daha çok sinema kokusu duyuluyor. Eldeki görüntüler müthiş zengin, görüntü yanı ağır basan bir belgesel oyun biçimi görünüyor ufukta. Kişiler yok bu oyunda. Daha çok anlatıcı oyuncular. Antik tragedyalardaki koro gibi. Mekanımız bir tiyatro sahnesi. Sivas’taki yangından kurtulmuş kişiler mi bu oyucular, o günü anmaya mı gelmişler buraya, yitirdikleri kardeşlerini, arkadaşlarını mı anmaya gelmişler, ellerinde karanfiller? İçlerindeki Sivas acısını sağaltmak için mi sürekli oynuyorlar bu oyunu? Her gün yeni baştan aynı olayı karşılaştıkları herkese anlatıyorlar, oynuyorlar, o kahredici görüntüler eşliğinde?

Klasik bir oyun kurgusu değil burada söz konusu olan. Hatta belki alışılmış anlamda oyun bile değil bu. Belgesel bir anlatı, bir gösteri mi demeli? İlk on sayfayı yazdım. Kafamda bir şeyleri çözdüm gibi. Oyunun yapısı, kokusu, rengi belirleniyor ana hatlarıyla. Hesabını verebilirim. Çalışmanın sonunu görebiliyorum. Yöntemi buldum gibi. Kurgusu netleşti. Öyleyse devam.

Bir yandan araştırmayı sürdürüyorum, bir yandan sancılı bir yazı sürecini yaşıyorum. Başvurduğum herkesin yakın ilgisi beni yüreklendiriyor. Herkes sanki böyle bir oyunu bekliyormuş gibi elinden gelen desteği veriyor. Türkiye Barolar Birliği mahkemelerde kanıt olarak kullanılan görüntüleri yolluyor. TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal İhlas Haber Ajansı’nın çektiği görüntüleri iletiyor, Can Dündar’dan belgeseline kaynaklık eden görsel malzeme geliyor. Sedat Ergin Milliyet, Edibe Buğra Cumhuriyet, Aslı Öymen CNN arşivleriyle destekliyorlar. Soner Yalçın Oradaydım dizisinin Sivas konulu bölümünü, Enver Aysever Aykırı Sorular programının ilgili bölümünü, Soner Doğan Sivas adlı kitabında yer alan fotoğrafları yolluyor. Ataol Behramoğlu oyuna Bu Yangın Yerinde adlı şiiriyle katılıyor.

Fazıl Say, yüce gönüllü arkadaşım, oyun için yeni bir beste yapacak vaktim yok, ama bütün yapıtlarımı istediğin gibi kullanabilirsin diyerek, hiçbir maddi karşılık beklemeden oyuna imzasını atıyor. Gerçek dost Nurdan Arca, Ajans 21’in montaj stüdyosunu evimiz gibi kullanıma açıyor. Günlerce, gecelerce, oyuna eşlik edecek filmin kurgusunda çalışıyor. Alev Akan koreografi çalışmalarını yönlendiriyor.

Miyase İlknur oyuna maddi manevi destek bulmak için yoğun emek harcıyor. Oyunun provaları için Pangaltı Lisesinden Yetişenler Derneği Dostlar Tiyatrosu’na salonunu açıyor.

Hepsine ayrı ayrı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum burada. Onların desteği olmasaydı, az sonra izleyeceğiniz oyun eksik kalırdı.

Benim uydurduğum hiçbir şey yok bu metinde. Hepsi belgelere dayanıyor. Her satırın kaynağını gösterebilirim. Ya mahkeme tutanaklarındadır ya da olayı yaşayanların tanıklıklarında, yazdıkları kitaplarda, basında çıkan söyleşilerde. Üzülerek söylüyorum. İzleyeceklerinizin hepsi gerçek.


ŞAHKULU SULTAN VAKFI 'NA
HUBYAR VAKFI 'NA
KARACAAHMET SULTAN DERNEĞİ 'NE
ŞİŞLİ BELEDİYESİ 'NE
KEYVENİ YEMEK 'E
CUMHURİYET GAZETESİNE

KATKILARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ.

 

Aşağıdaki başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.


Dikmen Gürün - Cumhuriyet


Ahmet Cemal - Cumhuriyet


Miraç Zeynep Özkartal - Milliyet


Hakkı Devrim - Radikal


Nermin Sayın - Dünya


Miyase İlknur - Cumhuriyet


Ece Temelkuran - Milliyet


Miyase İlknur - Cumhuriyet


Güneri Civaoğlu - Milliyet


Rengin Uz - Posta


Zeynep Oral - Cumhuriyet


Aydın Orak - Radikal


Miyase İlknur - Cumhuriyet


Üstün Akmen - Evrensel


YİĞİT TUNCAY
Birarada olmanın yolunu bulmalı

SİVAS Madımak otelini ateşe verenlerin insanlık dışı fotoğrafları ve çaresizce ölümü bekleyenler... Unutturmaya çalıştılar ama bize unutturmuyor Genco Erkal'ın yazıp sahneye koyduğu 'Sivas 93' oyunu. Oyunda yer alan tiyatro sanatçısı Yiğit Tuncay'la bir araya geldik dünü ve bugünü konuştuk.
»Devamı

Hüseyin Eroğlu-Sevgim Denizaltı
Birgün Gazetesi, 10/02/2008


Hasan Anamur - Radikal


Metin Boran - Evrensel


Asu Maro - Milliyet


Posta


Seçkin Selvi - Milliyet Sanat


Zehra İpşiroğlu - Evrensel Kültür


Can Dündar - Milliyet


Ayşegül Yüksel - Cumhuriyet


Refik Durbaş - Sabah


Tiyatro Dergisi - Mart Sayısı

 

 

Dostlar Tiyatrosu'nun Basın Açıklaması


Afife Ödülleri seçici kurulunun tiyatromuza verdiği "Mansiyon Ödülü" üstüne çok düşündük. Sonunda kararımızı verdik. Biz bu ödülü istemiyoruz ve gidip almayacağız.

SİVAS 93 üç ay içinde 74 kez oynanarak 36 850 kişiye ulaştı. Seyircinin sağduyusu, bu oyunu mansiyondan çok daha değerli bir ödüle layık gördü.

Türk Dil Kurumu'nun hazırladığı Türkçe Sözlük şöyle diyor, "Mansiyon: Bir yarışmada konulan ödüle yeterli nitelikte görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan yapıta verilen derece." Oyunumuzla ilgili böyle bir değerlendirmeyi kabullenmek yaptığımız işe saygısızlık olur, Sivas'ta yitirdiğimiz insanların anısına saygısızlık olur.

Bu ödülün ilk kez geçen yıl Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu'na verildiğini biliyoruz. Daha çok amatör tiyatroları özendirmek, onların çalışmalarına dikkat çekmek için oluşturulduğu anlaşılan bu ödülün, 39 yıldır tiyatroya emek veren bir topluluğa verilmesini de son derece yakışıksız buluyoruz.

Bir de "cesaret" konusu var. Basına yapılan açıklamada, "böyle bir oyunu oynama cesaretini gösterdikleri için bu ödülü veriyoruz" diyorlar. Bugüne dek dünyanın hiçbir yerinde bir sanat eserinin "cesaret" nedeniyle ödüllendirildiğini duymadık. Afife seçici kurulu bir ilke imza atıyor. Gelecek yıllarda "haysiyet", "nezaket", "vatanseverlik" gibi konularda da ödül vermeleri uygun olur.

SİVAS 93'le "en iyi müzik" dalında aday olan Fazıl Say da Dostlar Tiyatrosu'yla tam bir görüş birliği içinde adaylıktan çekildiğini açıklamış bulunuyor.

 

OYUN PROGRAMI

Nisan
01 Nisan - Sivas '93 Enka Vakfı Saat 20:30

02 Nisan - Sivas '93 İzmir Sabancı Kül. Mrk. Saat 20:30
03 Nisan - Sivas '93 İzmir Sabancı Kül. Mrk. Saat 20:30
04 Nisan - Sivas '93 İzmir Sabancı Kül. Mrk. Saat 20:30

10 Nisan - Sivas '93 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Saat 20:30

11 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
12 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
13 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 15:00

14 Nisan - Sivas '93 Caddebostan Kültür Merkezi Saat 20:30

15 Nisan - Sivas '93 Maltepe Yayla Sanat Merkezi Saat 20:30

18 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
19 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
20 Nisan - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 15:00

21 Nisan - Sivas '93 Robert Koleji Saat 20:00

22 Nisan - Sivas '93 Eskişehir B.Belediyesi Opera Sal. Saat 20:30
23 Nisan - Sivas '93 Eskişehir B.Belediyesi Opera Sal. Saat 20:30

24 Nisan - İNSANLARIM Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:00

26 Nisan - Sivas '93 Adana Devlet Tiy. Sahnesi Saat 15:00-20:00
(Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali)

27 Nisan - Sivas '93 Adana Devlet Tiyatrosu Sahnesi Saat 20:00
(Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali)

28 Nisan - Sivas '93 Antep Saat 20:30

29 Nisan - Sivas '93 Maraş Saat 20:30

30 Nisan - Sivas '93 Antakya Saat 20:30

Mayıs
01 Mayıs - Sivas '93 Mersin Saat 20:30

3 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
4 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 15:00

05 Mayıs - Sivas '93 Ankara Şinasi Sahnesi Saat 20:30
06 Mayıs - Sivas '93 Ankara Şinasi Sahnesi Saat 20:30

09 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
10 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
11 Mayıs - Sivas '93 Caddebostan Kültür Merkezi Saat 16:00

12 Mayıs - Sivas '93 Kırklareli Saat 20:30

13 Mayıs - Sivas '93 Edirne Saat 20:30

14 Mayıs - Sivas '93 İzmit Saat 20:30

20 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 20:30
(İstanbul Tiyatro Festivali)
21 Mayıs - Sivas '93 Muammer Karaca Tiyatrosu Saat 18:30
(İstanbul Tiyatro Festivali)

26 Mayıs - Sivas '93 Bodrum 20:30

27 Mayıs - Sivas '93 Muğla 20:30

28 Mayıs - Sivas '93 Denizli 20:30

29 Mayıs - Sivas '93 Antalya 20:30

31 Mayıs - Muammer Karaca Tiyatrosu 20:30

Haziran
06 Haziran - Sivas '93 Caddebostan Kültür Merkezi Saat 20:30

Enka Vakfı Tel: 0212 276 22 14 - 15 Dahili : 209
Ataköy Yunusemre Kültür Merkezi Tel: 0212 661 38 95
Ankara Şinasi Sahnesi Tel: 0312 468 36 96
izmir Sabancı Kültür Merkezi Tel: 0232 445 42 13
Bursa Tayyare Kültür Merkezi Tel: 0224 220 88 48
Maltepe Yayla Sanat Merkez Tel: 0216 383 99 20 - 21
ODTÜ Ankara Kongre ve Kültür Mrk. Tel: 0312 210 41 62
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Tel: 0216 450 36 00
Caddebostan Kültür Merkezi Tel: 0216 467 25 68
Sabancı Gösteri Merkezi Tel: 0216 483 90 26
Muammer Karaca Tiyatrosu Tel: 0212 252 59 35

Turne başvuruları için Tel: 0532 350 83 80 (Ahmet Kaya)
bilgi@dostlartiyatrosu.com