GENÇ RESSAMLARA
ÇAĞRI * Üstünde artık tek bir saman çöpünün bile yetişmediği küçücük bir alanda otlarken görüyorum sizi, böğüren kocaman, aptal danalarsınız; yere basan gereğinden fazla sayıda tırnaklarınızın, otlağınızda tek bir otun bile filizlenememesine neden olduğunu görüp de, otlamaya çalıştığınız alanda çayırların yeniden yeşerebilmesi için oradan çekip gideceğiniz yerde, midelerinizi, sindirim sistemlerinizi değiştirmeye çoktandır hazırsınız. Havadan geçinen asalaklar ya da yeni bir soy bitkisel canavarlar olmak işinize geliyor, üstünde analarınızın öldüğü alanı bırakıp gitmeye yanaşmıyorsunuz, ama bundan böyle o alanı analarınızın cesetlerinden yayılan kokular kaplayacak. Eski ustalarınızın kötü çalıştıklarını ya da görevlerini yapmadıklarını söylemiyorum. Bence onlar görevlerini tam yaptılar, bundan utanmalısınız; utanmalısınız, çünkü yeni sorular soracak yerde, eski sorulara sürekli değişik yanıtlar bulmak çabasındasınız. Analarımız - babalarımız çayırların yeşil olduğuna karar verdiler diye bütün çayırları yeşil görmek zorunda kalmamız gerçekten çok can sıkıcı. Çok güzel, çayırları maviye ya da beyaza boyuyorsunuz, ama bence: bu yeterli değil. (Can sıkıntısı her şeyden daha kötü olduğu için, yumruklar can sıkıntısından iyidir.) Ben size yine de bunun tersini salık veririm. Alışkanlıklarımızı çizmek zorundasınız. Yüzyıllardan beri resmini yaptıklarınızın alışkanlıklarını çizdiniz. Geliştirdiniz son moda da şu: kendi alışkanlıklarınızı çiziyorsunuz. (Ortaya çıkan ürünler hekimler ve mazoşistler için bir değer taşıyor yalnızca!) Size öğüdüm: resimlerinize bakacak olanların alışkanlıklarını çizin. Bir tek kendisini doyurmak isteyen, halkı doyurmak ya da kendisiyle birlikte halkı da doyurmak istemeyen biri var mı aranızda, bilemem bunu. (Böyle biri varsa ona İncil'i salık veririm.) Aslında ötekilere (de) İncil'i salık veririm: çünkü insan vazgeçemediği bir işi yapıyorsa, vazgeçemediği için o işi yaptığını bilmek zorundadır. Herkese yukarıdan bakarak resim yaptığınız da, resimlerinize bakanların hoşnut olduklarını mı sanıyorsunuz: şu bilinmeli, şişinip kibirlilik taslayanı halk affetmeyecektir. Size tarihi öneririm: tarihi
şöyle bir yutun, çocuklar! Ama dikkat edin, dişlerinizi de birlikte yutmayın.
YAZARLARA BİR KAÇ SÖZ Sizler doğruyu, söylemeyi
kendinize yakıştıramazken; doğruyu söylemeye karar vermiş olanlar, zorlu,
gerçek bir çalışmanın içine düştüler. Çünkü doğruyu dile getirmek, doğruyu
gözler önüne sermek çok güç bir görev. İlişkilerin kalıcı olmadığını,
sistemin yıprandığını, iflâs ettiğini arzuhalciler bile anladı. Ama nasıl
bir şey bu sistem? Bunu anlatmak güç. Yalnızca sempati gösterileri yeterli
değil. NOTLAR Bu kısa, ama göz açıcı yazıdan öğrenebileceğimiz bir başka nokta şu: sanat ürününde izleyiciyle bütünlük kuramayan her "özgünlük", o ürünün yersizliğiyle açıklanabilir.
|
| Videolar | Wallpaper | © 1998 Halk Sahnesi Oyuncuları |
|---|