SAHNE HAREKETLERİNDE MEYERHOLD'UN
SINIFI Stüdyoya katılmadan önce eski geleneklere bağlı olarak oynayan oyuncular , ayrı bir 'Oyuncular Sınıfı' oluşturmak üzere gruplandırılırlar. Bu sınıftakilere yeni tiyatronun, Commedia dell'arte'yle ve tiyatronun gerçekten teatral olduğu diğer dönemleriyle yakından ilişkili teknikleri öğrenmeleri için 1830 ve 1840'la rın vodvilleri ve İspanyol Tiyatrosu (Calderon, Doctor of his own honour) üzerinde çalışma fırsatı tanınır. Yine burada, çağdaş tiyat-ronun, reddedilen ama bununla birlikte güçlü bir tiyatro cephesi kuran örneklerini (Blok, Bryusov, Sologub, Vyacheslav, İvanov Remizov, Solovyov, Maeterlinck (ilk dönemi), Claudel, Villiers de l'Isle-Adam'ı içeren bir liste...) tanımaya başlarlar. Bir Grotesk Grubu , yalnızca tamamıyla yeni oyunculuk araçlarını değil, ek olarak Stüdyo'da oluşturulan kendi oyunlarını da geliştiriyor... Grotesk grubu sınıflarından birine Marinetti katıldı. Kendi sine biraz önce Antonius ile Kleopatra'yı sergileyen bir gruba (üç oyuncu ve dört 'ön-sahne' uşağı) doğaçlama için Otello temasını önerdi. Sahne üstünde, tragedyanın göze çarpan özellikleri üzeri ne yapılan üç dakikalık bir tartışmadan sonra grup üç dakikalık bir özet sergiledi. Kısa bir süre sonra, iki ek
grup oluşturuldu; bir Klasik Grubu ve bir Onsekizinci Yüzyıl Grubu. Sinema ve pantomimdeki hareket, jest ve yüz anlatımları arasındaki farkları ele alırsak: sinemada bir nesne, perdede yarara nedenlerden dolayı görünür; Stüdyo' da (Pantomimde) ise bir nesne, oyuncuya izleyiciyi neşeli ya da üzgün yapma fırsatını veren bir şekilde belirir. Dolayısıyla sinema oyuncusu, Stüdyomuzdaki oyuncudan ayrılmaya mahkumdur. Sinemanın temel amacı, izleyiciyi öykü aracılığıyla etkilemektir. Pantomimde ise izleyici öykü aracılığıyla değil oyuncunun kendisinin kurduğu, dekore ettiği ve aydınlattığı sahneye hükmetme arzusu olarak kendini açığa vuran özgür esin halinden etkilenir: Kendisinin bile beklemediği doğaçlamaları kotaran bir hükmetme. Kendini karakterin içinde dönüştürme ve kaybetme ne demektir? Sayısız farklı karakterler aracılığıyla daima kendini ortaya çıkarmak ne demektir? Pantomim, içinde gizledikleriyle değil, nasıl yaratıldığıyla, kalbini saran iskeletiyle, oyuncunun yeteneğinin ortaya çıkmasıyla heyecanlandırır. Oyuncunun hareketi kostüm, aksesuvar ve dekora bağlı olarak değişir. Kostüm keyfi olamaz, o yapımın ayrılmaz bir parçasıdır; kesimi ve rengi son derecede önemlidir. Makyaj da böyledir -masklar ve masklar vardır. Teatrallik kaçınılmaz surette biçimi gerektirir. Tiyatro'nun yaşamla ilişkisini ele alırsak, tiyatro, yaşamın fotoğrafik bir yeniden üretimini amaçladığında, (natüralist tiyatro), hareketler oyun yazarının çeşitli amaçlarının izleyiciler açısından açık olmasına hizmet eder. (Zorunlu sergileme, oyununun temelini oluşturan düşünce, karakterlerin psikolojisi, izleyicinin, taleplerini değil oyun yazarının amaçlarını doyuran konuşmalar, ar-ka plan'ın ve 'yaşam'ın resmedilmesi, vs. vs.). Tiyatro bir sanattır. Sanat ve yaşam ayrı yasalarla yönetilirler. Tiyatronun yasalarıyla, plastik sanatların yasaları arasında bir analoji kurma girişimi: tiyatro sanatını yöneten yasaları ortaya çıkartmak için yalnızca düğümü çözmek yetmez, onu en karmaşık bir sisteme (figürlerin geometrik açılımı, vb.) göre çözmek gerekir. Tiyatro sanatının temeli oyunculuktur. Tiyatro'dan gerçek yaşamın öğelerini resmetmesi istendiğinde bile, tiyatro sanatı kendine özgü araçlarla 'oyun-oynama' araçlarıyla bu yaşam kesitlerini yeniden-yaratır. Sahnede yaşamı göstermek, onu sergilemek demektir; ciddi konular eğlenceli, eğlenceli konular trajik görünebilir. Polonius'un teatral türlerin yelpazesini sayıp dökmesi şunu gösterir; oyuncuların elinde basit komedi, traji-komedi oluverir; oyuncuların sahneden çıkış ve girişleriyle birbirine bağlanan bir dizi şarkı, pastorale dönüşür. Yeni tiyatronun oyuncusu teknik araçların bütün kapsamını elde etmek zorundadır; bunu ancak tiyatronun gerçekten teatral dönemlerinin oyunculuk ilkelerini irdeleyerek başarabilir. Orada, sergilediği tiyatro türünden bağımsız olarak, oyuncular için değerini koruyan bir dizi aksiyon vardır. Geçmiş tiyatroların çalışılmasına geçmişken, belirtilmesi gereken bir nokta var; bu 'definenin toplanması' onları özgün biçimleriyle, gösteriş yaparak sergilemekle gerçekleştirilmez. Oyuncu bu biçimleri bağrına basmayı bir kez öğrendi mi, onları süs olarak kullanacak, sahneye 'doğuştan yetenekli' olarak çıkacak ve teatral olarak nasıl 'canlanacağını' bilecektir: bir dilenci tasını inciyle kaplanmış gibi göstermeyi, paçavra bir pelerini, bir fidalgo zerafetiyle taşımayı, parçalanmış bir tefe yalnız gürültü çıkartmak için değil fakat tüm yetenek ve arılığıyla bir jesti iletmek için tefin derisi olmadığını izleyiciye unutturacak biçimde vurmayı bilmelidir. Geçmiş gelenekleri bugün nasıl restore etmeyi amaçlıyoruz? Geçmişin araçlarını basitçe tekrarlayarak değil -bunu Antik Tiyatro'ya bırakıyoruz. Katkısız yeniden-inşa ile geleneksel tekniklerin çalışılması ve seçimine dayalı özgür bileşim arasında fark vardır. Sahneyi önceden-tahmin-edilemeyen olayların sunumu için bir alan olarak gören yeni oyuncunun görüşü -'Dekorun salt rastlantısal olmadığı, sahnenin seyir yerine doğrudan bağlı olduğu, müzik eşliğinin baskın olduğu bir sahneye bir kez ayak bastıktan sonra nasıl oynayacağımı keşfetmemek mümkün değil. Oyunun, seyirciyi dekor ve müzikle birlikte eşzamanlı olarak etkileyeceğinden, oyunculuğum her bir öğenin açık bir anlamının olabilmesi için tüm bunların ayrılmaz bir parçası olmak zorunda.' Çevresindekilerin neden öyle olduklarını, tüm yapımın nasıl geliştirildiğini bilmesiyle oyuncu sahneye adımını attığı anda dönüşür, kendisi bir sanat yapıtı olur. Sahnenin bu yeni ustası, oyuncu, sevincini uyumlu sesi ve balmumu kadar biçimlendirilebilir vücuduyla açıkça gösterir. Guglielmo'ya (partine diterreno) olan saygısıyla biçimlenen hareketleri neredeyse bir akrobat çevikliğini gerektirir. (Japon oyuncu hem akrobat hem de dansçıdır.) Diyalog oyuncuyu müzisyen olmaya zorlar. Esler, oyuncuya ritmi bir şair gibi katı katı hesaplamayı hatırlatır. Jaques-Dalcroze, Miss Isadora
Duncan, Miss Loıe Fuller, Sirk, varyete tiyatrosu, Çin ve Japon tiyatrolarının,
müziğe farklı tavırlarını ele alalım. Müzik oyuncunun sahne üzerindeki
hareketleri ve sabit kaldığı anlarla birlikte zamanın içinde akar. Bazen,
oyuncunun hareketleri ve müzik uyuşmaz, ancak eşzamanlı olarak başlatıldıklarında
kendine özgü bir çok seslilik biçimi oluştu- ARAOYUNLAR, ETÜD ve PANTOMİMLERİN
İLK AKŞAMI Sokak Hokkabazları Pantomim iki düzlemde sergilendi; önsahne ve yükseltilmiş ana sahne. Baş hokkabaz, yardımcısı ve akrobatıyla birlikte, ana sahnede yer aldı. Ön sahnede (öykünün ön gördüğü şekilde) gösteriyi izlemek üzere toplanan ve çağdaş seyircilerin hevesini uyandırmak için alkışçıları oynayan (ve pandomimdeki baş hokkabazlara yardıma olan) izleyiciler yer almaktadır. Ön sahne aynı zamanda sayısız sahnenin kurulmasını sağlar. Şövalyenin, Maskeli Kadınla karşılaşması ve Şövalye ile Akrobatın düellosu , ve ana sahnede biten son çıkış. Sahne donatımı: önsahne uşaklarının tuttuğu ve hokkabazlık sahnelerinde fon perdesi olarak kullanılan bir perde, akrobat için bir hasır; hokkabazın eşyalarını koyduğu bir sepet: Sihirli değnek, uçan kelebek, altın portakal, sihirli tül, açılır-kapanır bir baston, tef, iki tabak, uzun yaylı bir keman, ikinci bir çift tabak, iki kılıç, yelpaze, gül, pelerinler, yılan, bir demet çiçek, soytarı borazanı, paralan toplamak için bir kasket Geleneksel tiyatro şakaları Efendisine sadık bir uşağın ve sunulmaya değer diğer olayların öyküsü. Onyedinci yüzyıl sonuna ait duygusal bir öykü üslubunda tasarlanan bir etüd. Sahne donatımı: dört bambu sırık ve portatif bir gölgeliği temsil eden bir perde. Gerilim anlarını belirtmek için ön sahne uşakları tarafından dalgalandırılan bir boy perde. Bıçağı temsil eden kısa bir sopa. Etüdün amacı yavaşlatılmış hareketle alıştırma yapmayı sağlamaktır. Danimarka Prensi Hamlet Tragedyası 'ndan Farekapanı sahnesi (pantomim) Gerçek teatrallik kalitesiyle dolu herhangi bir tiyatro ürünü toplu bir şematizasyona izin verir; senaryonun iskeletini süsleyen diyaloğu kaldıracak ölçüde bile olsa. Bu biçimde şematik ve taklit-sel olarak sergilenen gerçekten teatral bir oyun, izleyicileri canlandırabilir, çünkü senaryo gerçekten teatral geleneksel öğelerden kurulmuştur. Leydi, Kedi, Kuş ve Sinek (Bir Çin oyunundan parça) Bu parça ne stilize ne de
etnografiktir. Pantomim, Gozzi'nin Turandot'su türünden dramatik yapıtları
andırır. Çin, onsekizinci yüzyıl Venediklilerinin gözündeki Çin'dir. (1) genç Çin prensinin, Savaşçı
rolünü oynayan ama kimi za (2) bütün oyuncuların taşıdıkları
uzun mızraklarla, görünmeyen bir düşmana karşı savaşa gittikleri final
sahnesi dışında, sahne önünde sergilenir. (Bir çok dik çizginin (mızraklar)
etkisi izleyiciyi aldatır ve sahne üzerinde ver alanlardan çok daha fazla
kişi görmesini sağlar. Geçen yılın pantomim senaryosunu aldık ve onu diyaloglu bir gösteriye uyarladık. Ophelia'yı oynayan oyuncu geçen yılın gösterilerinde eleştirmenler tarafından çok beğenilen gösterişli sahnelemenin ve çıtkırıldım jestlerinin üstesinden gelme uğraşı veriyor; eski gezici oyuncuların naif sadeliğini yeniden-yakalamaya çalışıyor. Şarkılar henüz bestelenmedi, şimdilik eşlik olarak bambu kamışlarla vurduğumuz bir tahta kullanıyoruz. (Şiir söylediğinizi ve kendi rolünü 'yaşayan' ve hiç bir biçimsel disipline bağlı olmayan bir oyuncunun keyfini süreceği bir özgürlüğün olamayacağını unutmamalısınız, oradaki özgürlüğün biçimsel disiplinlerin sınırları içinde bile keyif sürmek olduğuna dikkat edin). Müziğe yatkınlığı henüz canlandırılan bir oyuncunun erişemeyeceği bu noktada, oyuncu-müzisyen hiç bir zorluk çekmez. Bu parça üzerinde iki kez çalışacağız: Eylül'de ve Aralık'ta. Böyle aralıklarla çalışmaya alışılmalıdır; bir kesinti ilk girişimin kaba yamalarını düzeltmeye yardım eder, çünkü hayal gücü bir kez ateşlendi mi çalışma geçici olarak bir kenara bırakıldığında bile işlemeye devam eder. Sözde 'yaşanılmış duygulanımlar'ın neden olduğu gerginliğin yerine, hayal gücünün özgür oyunu geçti, ve sahne teknikleri engel tanımayacak bir şekilde serbest bırakıldı. Duncan'vari baleciliği ortadan kaldırmadan, oyuncu bir hokkabaz hüneriyle dikkatleri üzerine çekmeden, dizelerini bir hokkabazın, başının üzerinde ileri geri uçarken aralıkları ve kalıplarıyla şiirin ritim ve uyaklarına benzeyen toplarıyla yaptığı gibi ustalıkla idare etmeden bu parçanın hakkını başarılı bir şekilde vermeyi bekleyemeyiz. 'Birinin dizelerini yansıtırken' deyimini düşünün; soluk alıp verişinizi kontrol edip edemediğinizi sorun kendinize, 'yaşanılmış duygulanım'larınız soluk alıp verişinizi rahatsız etmiyor mu? tınmıyor mu? Belki de solunum sanatı üzerine Hint uzmanlara danışmalısınız. Sahnede; yaşanılmış duygulanımlar
sorunu hakkında bazı sonuçlara varmamız zaman aldı. Stüdyo, ne bir bütün sahneyi, ne de bir dizeyi budamadan Danimarka Prensi Hamlet Tragedya'sını sahnelemeye koyuldu. Böyle bir yapım ancak, Shakespeareyan tragedya sahnelemenin anahtarını, oyundan seçtiğimiz iki ya da üç parçanın biçimi üzerinde çalışmalar yaparak ve sahne üzerinde bu parçaları yeniden-yaratarak yapacağımız deneyler yoluyla bulmada başarılı olabilirsek gerçekleştirilebilir. 1560'ların Londra tiyatrosunda Thomas Pres-ton'un tragedyası Cambyses'in başarısı hakkında okuduklarımı hatırlıyorum; en önemlisi oyunun 'eğlendirici bir şenlikle karışık kederli bir tragedya' olarak tanımlanmasıydı. Hamlet tragedyası, bir dizi geleneksel tiyatro şakaları arasında göze çarpan gözyaşlarının olduğu bir oyun olarak düşünülemez mi? Bir kereliğine akademisyenlerin Hamlet'in arzusunun kuvveti ya da zayıflığına ilişkin bütün argümanlarını unutup, ister istemez yazara atfedilen bütün anlamları bilmezden gelemez miyiz? Aynı şey Shakespeare'i önceleyen tiyatro gibi, onun çağı için de söylenebilir. 'Tüm sanatsal anlatım gamı iki notayla çalındı - neşeli ve üzgün; dahası üzgün, korkunçla ve neşeli, karikatürize olanla birbirine karışmıştı; daha an duygulan anlatan ara notalarınsa pek önemi yoktu. Halk, müzikten, şarkıdan, oyundan vs. ya derinlere işlemesini ya da gözlerden yaş boşanıncaya kadar güldürmesini bekliyordu; eğer aynı şarkı ya da aynı oyun bu iki sonuca birden ulaşırsa bu çok daha iyiydi!' (N. Storozhenko, Shakespeare'in Selefleri, 1872) Hamlet tragedyasında, yüksek dram ve alçak komedi ögeleri yalnız oyunun bütününde değil tek tek karakterlerde de (özellikle baş rollerde) birbirini izler. Bu özelliği sahnede tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için oyuncunun oynarken kendisini rahat ve ödüllendirilmiş bulacağı bir çeşit yapı inşa etmeliyiz. Çalışmanın Temel Rotası N.B. (3 ve 4. maddeler). Biçimsel bir kriterin oluşturulması akademik dogmatizme değil, geleneksel biçimlerin aslına ait bir çalışmaya dayanmalıdır; ve cansızlığa doğru herhangi bir sapma, akademik taklit tehlikeli olarak kabul edilir. Tartışma Konuları 1. Mimesis: en alt düzeyinde
-yaratıcı idealleştirmeden yoksun taklit; en yükseğinde -mask; en derin
çeşitlemeleri- komik, trajik ve traji-komik grotesk. Eğitmenin, emploi'sini kurmaya girişen bir oyuncunun en katıksız mizacını tanıması için, her Stüdyo üyesi birinci ayın sonun-dan itibaren çocukluğunda ya da yetişkinliğinde amatör olarak ve daha sonra bilinçli bir profesyonel olarak yaşamış olduğu her durumu kaydettiği ve tiyatro üzerine önceki ve şimdiki düşüncelerini açıkladığı bir çeşit curriculum vitae tamamlamak zorundadır. 3.1830 ve 1840'ların Rus dramatik
yapıtlarının analizi (Puşkin, Gogol, Lermontov). 1916-17 akademik yılı için
Stüdyo başvuran adaylar şöyle sınıflandırılacaklar: İki kategorideki adaylar da
giriş sınavına alınacaklar. Birinci kategorideki adaylar eğer; Bu adaylar durumlarını Vsevolod Emilevich Meyerhold'la kişisel olarak tartışmaya davetlidirler. 'Stüdyo Komedyeni' sıfatını kazanmış olanlar sınavsız olarak yeni kursa kabul edilirler. Sınav adaylarından şunları
göstermeleri beklenir; Giriş sınavında patolojik utangaçlıkları nedeniyle ellerinden geleni gösteremeyen adaylara Stüdyo'ya bir aylık deneme süresi için katılma fırsatı tanınır; bu süre boyunca 'deneme sınıfları'nda teatral yeteneklerini gösterme şansı bulacaklardır. Bir öğrenci özel bir programa uygun bir dizi sınavdan geçerek ve yönetmen tarafından belirlenen bir süre zarfında Stüdyo üyeliğini tamamlayarak komedyen sıfatını kazanabilir. Stüdyoda çalışma süresi Stüdyo'nun belirlediği çalışma saatleriyle sınırlı değildir. Bununla beraber, stüdyonun amaçlarına artık uygun düşmeyen üyelerin düzenli olarak atılmalarıyla üye sayısı azaltılır. Sıradışı bir yetenek gösteren herhangi bir komedyen şu an düşünce halinde olan yeni tiyatronun kurulmasına katılmaya çağrılabilir. Aşağıdakiler Stüdyo üyeliğiyle
uyuşmaz: Çeviren: A. Cüneyt YALAZ - Hakan GÜREL "Mimesis" Dergisi, Sayı: 2, 1989
|
| Videolar | Wallpaper | © 1998 Halk Sahnesi Oyuncuları |
|---|