![]() ![]() |
Bir Öykü Parçası Bunun üzerine en yücelerden üçü, emirlerini yerine getirebilecek ve kıtlık zamanında direnç gösterebilecek, tanrı korkusuna sahip insanları bulmak için yola koyuldular. Ve Sezuan şehrine geldiler. Orada tanrılardan korkan bir su satıcısı buldular; su satıcısı onlara barınacak bir yer bulmak için etrafı dolaştı. Ve bütün bir gün boyunca şehrin çevresinde onlar adına arandı durdu ve bir tek barınak bulamadı. Ve dedi ki: “Kolay olacağını düşünmüştüm çünkü bunlar tanrıların en yüce olanlarından ve yalnızca bir gece kalacaklar. Ama Sezuan’da onlara barınak sağlayacak tek bir ev yok”. Ve onların yanına döndü ve onları avuttu ve tekrar onlardan ayrıldı ve barınacak yer sormak üzere Mi Lung adında bir kıza gitti.(1) Ve tanrılar onun su satarken kullandığı ölçü tasının dibinin hileli bir tabanı olduğunu gördüler. Basın Bildirisi Kuzeni Bay Lao Go’nun ayrılışından ve kendisinin geri dönüşünden sonra Bayan Li Gung, yardımsever hareketlerini sürdürdü, ama eskiye göre bir hayli azalmış bir biçimde. Bunun yerine Yü Schan adında işsiz bir hava posta pilotu ile samimi bir ilişkiye girdi; ortalıkta Yü Schan’ı bir intihar girişiminden kurtardığı söylentileri dolaşıyordu. Dükkânının, böyle küçük işlerin, insanların genelde hayal ettikleri gibi küçük bir altın madeni olmadığı anlaşıldığında, Bayan Li Gung’un Yü Schari a Pekin’de bir posta pilotu mevkii elde etmesini garantileyecek miktarda borç verme umutları ne yazık ki suya düştü. Bayan Li Gung’un dükkânına daha ileri düzeyde bir tehdit, ‘Sezuan’ın Tütün Kralı’ olarak bilinen ve pek fazla insani kaygılar taşımayan Bay Feh Pung’un kullandığı yöntemler biçiminde geldi. Bay Feh Pung’un dükkânlarından birinin Bayan Li Gung’un çok yakın çevresinde açılması ve onunkinin yarı fiyatına tütün satması ile birlikte, Bayan Li Gung bir kez daha dış tavsiyelere boyun eğdi ve kuzenini yardıma çağırdı. Ve kuzen gerçekten de yardım etti... (2) Kuzen küçük tütüncülere yaptığı ilk ziyaretinde, daha dükkânın açılış gününde Feh Pung tarafından savrulan tehditleri onlara anlatmaktan kasten kaçındı; aksi takdirde onların karşılıklı yardım birliklerine kabul edilmeyebilirdi. Bir yandan direnmesine yardım etmek için küçük tütüncülerin verdikleri tütünleri kabul ederken, öte yandan da Feh Pung’la görüşmüş ve diğer üyelerin aleyhine olacak bir biçimde, tütün kralını dükkân için özel bir fiyat teklif etmeye ikna etmişti. Bununla beraber, dükkânın satışı onu böyle bir şeyi yapabilecek bir konuma getirmiş olmasına rağmen; kuzeninin (Li Gung) aşığı Yü Schan için arzulanan mevkii satın alma işini gerçekleştirmek niyetinde değildi. Açıkçası Yü Schan, aslında Li Gung’un parasının peşinde olduğunu çok net bir biçimde ona göstermişti. Yü Schan’ın isteklerini tatmin etmektense, vicdan sahibi kuzen, zengin bir berber olan Bay Kau ile Bayan Li Gung arasında bir mantık evliliği ayarladı. Ama görünen o ki Yü Schan’ın, kuzeni üstündeki gücünün boyutlarını küçümsemişti. Her halükârda, pilot kızın tam güvenini kazanmayı ve onu kendisiyle bir aşk evliliği yapmaya ikna etmeyi başardı. Bu evlilik komşular arasında çok tartışıldı çünkü hiçbir zaman gerçekleşmedi. Küçük tütüncüler Bay Lao Go’nun, ancak kendilerinin ortak çabalarıyla ayakta kalabilmiş olan Li Gung’un dükkânını tütün kralına devretme planını duyduklarında Li Gung’u bu planı iptal etmeye razı etmekte fazla zorluk çekmediler. Burada, aşığının Li Gung üstündeki gücünün epey etkisiz olduğu ortaya çıktı. Aşığı tarafından, kuzeni Li Gung’u ‘yola getirmesi’ için gönderilen Bay Lao Go ortalıkta görünmedi; ardından Li Gung, Schan’ın davranışının kendisini nasıl incitmiş olduğunu anladı ve kuzeninin Shan’ı kötü bir insan ve fırsat avcısı olarak gördüğü gerçeğini saklamadı; bu noktada tüm evlilik planı suya düştü. Belki de tüm mahalle ‘kenar mahallelerin meleği’ne böylesine hayran olmasaydı, varolan durumun altında yatan çarpıcı gerçeği çoktan anlamış olacaktı: Bay Lao Go, Bayan Li Gung’un kendisinden başkası değildi. Bayan Li Gung, bazen gizemli hileleri sayesinde, insanların takdirini toplayan pek çok iyiliğin gerçekleşmesini mümkün kılmış olan vicdan sahibi kuzendi. Ne var ki Sezuan’ın bunu anlaması için uzun bir süre geçecekti. Ne yazık ki, diğer tütüncüler Li Gung’un kendini feda edişinden yararlanamamışlardı. Evlenme çabaları için harcadığı o kısa süre, sadakatinden şüphe duymaları için yeterli olmuştu. Birbirlerinin fiyatlarını kırarak, ‘altta kalanın canı çıksın’ misali dükkânlarını bir tabak içinde tütün kralına sundular. Bu arada Li Gung eski arkadaşı su satıcısı Sun’a, hamile olduğunu düşündüğünü itiraf etmek zorunda kalmıştı. Durum umutsuzdu. Dükkân tam bir iflasın eşiğindeydi. Üçüncü kez (ve bu sonuncu oldu) kuzeni ortaya çıktı. Görevi, şimdi genç kızın bütün sevgisinin yöneldiği tek varlık olan doğacak çocuk yararına dükkânı kurtarmaktı. Seçtiği yöntemler bütünüyle acımasızdı. Hem berberin ‘kuzenine’ duyduğu hayranlığın, hem de birçok küçük insanın sahip olduğu ‘kenar mahallelerin meleği’ inancının bütün mali avantajlarından yararlanarak, eski arkadaşlarının ve kendisine bağlı olanların boğaz tokluğuna tütün işledikleri, çalışma koşulları had safhada kötü olan bir fabrika kurdu. Keza çocuğun babası Yü Schan da hızla büyüyen iş yerine bağlanmıştı. Üçüncü kez ortadan kaybolmadan önce Li Gung, Yü Schan’ın annesine, ona “dürüst bir çalışmayla yükselebileceği” bir mevki bulacağına söz vermişti. Yü Schan, Bay Lao Go’nun katı yönetimi altında yeni fabrikada ustabaşı yapılmıştı. Böyle bir istihdamın amacı onu Bay Lao Go ile sürekli yakın ilişki halinde tutmaktı. Sonunda bu, Bay Lao Go’nun çöküşü olacaktı. Küçük özel bir hediye, tesadüfen, Yü Schan’ın Bay Lao Go’nun kuzenini dükkânın arkasında bir odada kilitli tuttuğuna inanmasına yol açtı. Tütüncünün doğal olarak reddettiği bir şantaj girişiminde bulundu. İsteğini yaptıramayınca, sonunda polis çağırdı; bu olay üzerine arka odada Li Gung’un tüm giysilerinin ve kişisel eşyalarının bulunduğu ortaya çıktı. Bay Lao Go’nun cinayet ithamını yanıtlaması için tek yol gerçek olayları, yani kendisi ile Bayan Li Gung’un tek ve aynı kişi olduğunu bütünüyle itiraf etmekti. Yargıçların şaşkın bakışları önünde, Lao Go, yeniden Li Gung’a dönüştü: Kenar mahallenin başbelası ile kenar mahallenin meleği özdeşti. Kötülük yalnızca iyiliğin öteki yüzüydü, iyilikler ancak kötülükler sayesinde mümkün kılınmıştı -bu dünyanın mutsuz koşullarının şaşırtıcı bir tanıklığı. Li Gung’un başlangıç sermayesinin, kendisine Sezuan’a iyi bir insan aramak için geldiklerini söyleyen ve hatta iyi insanın gidişatını sormak için düşlerinde birden çok defa görünen üç tanrının bir hediyesi olduğunu iddia eden bir su satıcısının ifadesiyle, Sezuan’ın son derece mizahi, bulduğu episodun üstüne şiirsel bir ışık tutulur. Su satıcısı, sonunda karşılarında sırrın maskesinin düşürüldüğü üç yargıcın, bu tanrıların ta kendisi olduğunu iddia eder. Söz konusu tanrıların gerçek doğası ne olursa olsun, iyi bir insan olmanın Sezuan da nasıl ele alındığını keşfetmek şüphesiz onları bir miktar şaşırtacaktı.(3) Çalışma Planı 2. kriz ve reklam 3. aşk 4. pilot uçmalıdır 5. aşk zaferleri 6. düğün 7. annelik zevkleri 8. tütün fabrikası 9. söylenti 10. mahkeme Tarihsiz Notlar 2. “Sezuan’ın İyi İnsanı”nın Sahne Öğeleri 3. Li Gung’un iyilikleri 5. Bunlar Kötüdür Brecht’in Günlüğünden İyi İnsan’ın sahnelerini yazmak için kaç gün harcadıysam, küçük düzeltilerini yapmak için de o kadar hafta harcıyorum. Kesin amacı belirlenmiş küçücük alt-sahnelere, ‘yaşam dediğimiz sorumsuzluk, kaza, geçicilik öğesiyle renk katmak kolay değil. Dahası, finalde çözülmesi gereken temel bir soru var: Li Gung - lao go sorununu nasıl ele almalı ya a)tanrılar-Li Gung-lao go gibi doğrudan bir çatışmayı ele almak üzere kıssa yönü genişletilebilir -ki bu herşeyi ahlaksal bir düzlemde tutacak ve çatışan iki ilkenin (‘iki ruhun’ ) ayrı ayrı görünmesine izin verecektir- ya da b) Li Gung’un nasıl kuzeninin kılığına girdiği ve finale kadar, yoksul yaşamının onda oluşturduğu deneyim ve nitelikleri nasıl kullandığı hakkında sade bir öykü anlatılabilir. Bayan shin’in keşfi (7.Sahne), onun hamile lao go ile sohbeti ve bu hamileliğin ikili oyunun sürmesini nasıl imkansızlaştırdığı temasının bütünü terk edilmedikçe gerçekte sadece (b) mümkündür. Perdenin önündeki dönüşüm sahnesi (4a) hiçbir şekilde mistik değildir; sadece, mim ve bir şarkıya başvurularak oluşturulan teknik bir çözümdür. Sorunun bariz hale geldiği yer şudur: lao go doğrudan seyirciye hitap ettiği zaman Li Gung’un sesini ve dolaysıyla onun tavırlarını kullanmalı mıdır yoksa kullanmamalı mıdır. Aslında bu tamamen beşinci sahnenin nasıl ele alındığına bağlıdır. Burada lao go tavır değişikliğini açıklamak için bir şeyler söylemek zorundadır. Ne var ki, tek sırdaş yoktur, ne de seyirciyi sırdaş yapabilir -lao go olarak hiç değil. Dahası, eğer benimsenen çözüm (a) dan ziyade (b) ise, Li Gung’un bu sahnenin sonundaki çöküşünün anlaşılması daha zordur. Olası tek açıklama burada da onun Li Gung olarak ele alınmış olmasıdır. Bu noktaya geldiğinizde iyilik ve kötülük öğeleri gerçekçi bir kılık değiştirme oyununa göre çok fazla birbirinden ayrılmıştır. Seyrek gerçekleşen bir sızma kaçınılmaz olacaktır. Bu açıdan bakıldığında en gerçekçi sahne dokuzuncu sahnedir. Tasavvur edilebilecek diğer bir nokta da Li Gung’un lao go’nun rolünü oynamak için yoğun çaba harcamak zorunda olması ve artık kendi giysileri içindeyken ve onu Li Gung olarak bilen ve öyle hitap eden insanların önünde huysuz görünememesidir. Burada önemli bir ders yatar: onun için iyi olmak ne kadar kolay, kötü olmaksa ne kadar zordur.(6) Sezuan’ın İyi İnsanı Önoyun Üç tanrı Sezuan şehrine gelir. Bu dünyada iyi olmanın zorlaştığı yolunda bir söylenti duymuşlardır ve iyi bir insan aramaktadırlar. Yardımsever bir su satıcısının yardımıyla iyi bir insanla tanışırlar, yani yoksul fahişe Shen Te ile. Ne var ki o bile tanrıların tüm emirlerine uymayı neredeyse imkânsız bulduğundan yakınır, çünkü çok yoksuldur. Tanrılar ona bir şans vermek için para hediye eder, en iyi dileklerini iletir ve onu terk ederler. 1 İyi Shen Te tanrıların hediye ettiği parayı küçük bir tütün dükkânını donatmak için kullanır. Başından beri tanrıların emirlerine uymaya, komşularına yardım etmeye, kendi çıkarlarını ikinci plana atmaya ve hiç de o kadar iyi tabiatlı olmayan arkadaşlarının, ne kadar zor olursa olsun, tüm isteklerini karşılamaya çabalaması sonucunda, dükkânını, açıldığı günün hemen ertesi akşamında iflasın eşiğinde bulur. Sekiz kişilik bir aile oraya kapağı atmaya karar vermişlerdir. Daha başka otlakçıların gelmesini engellemek için, “misafirleri”, kinik bir biçimde bir kuzen icat etmesini önerirler ve bu kuzen durum gereği acımasız bir insan ve dükkânın gerçek sahibi olacaktır. Yatma vakti geldiğinde, Shen Te için kendi dükkânında yer kalmamıştır ve gitmek zorundadır. 2 Ertesi sabah “misafirlerin” alabildiğine şaşkın bakışları altında, kapı açılır ve dükkâna son derece sert görünüşlü genç bir işadamı girer. Kendini Shen Te’nin kuzeni olarak tanıtır. Aileyi nazik ama kararlı bir biçimde binayı terk etmeye davet eder, çünkü burası kuzeninin işini yürütmesi gereken yerdir. Gitmek için isteksizlik gösterdiklerinde, hemen, aile üyelerinin bir ya da ikisini önemsiz suçlamalarla içeri atacak olan polisi çağırtır. Olayı izleyenlere kendisini haklı çıkarmak için onların kötü insanlar olduğunu kanıtlar: ailenin geride bıraktığı torbaların bazılarında afyon bulunmaktadır. -Kuzen ve polis arasında gelişen dostane ilişkiler hemen meyvesini verir. Müteşekkir bir polis kuzenin dikkatini yolun karşısındaki zengin berber Shu Fu’nun sevimli kuzenine (Shen Te) duyduğu gurur okşayıcı ilgiye çeker. Umumi parkta gizli bir randevu ayarlamak için yardım etmeye hazırdır. Kuzen ilgi gösterir: Shen Te bir parça koruma olmadan dükkânını tek başına yürütecek ehliyetten yoksundur ve kuzenin kendisi tekrar uzaklara gitmek zorundadır ve muhtemelen geri dönemeyecektir. 3 Shen Te’yi zengin berberle parktaki randevusuna giderken görürüz. Bir ağacın altında dehşetle irkilerek kendini asmak üzere olan üstü başı perişan genç bir adam görür. Adam ona işsiz bir pilot olduğunu ve Pekin’de bir pilotluk işi alabilmesi için gereken 500 doları toplayamadığını söyler. Sağanak bir yağmur Shen Te’yi, genç adamın bulunduğu ağacın altına sığınmak zorunda bırakır. Bunu sıcak bir konuşma izler. Shen Te ilk kez maddi çıkarlarla gölgelenmemiş bir kadın-erkek ilişkisinin zevkini tadar. Ve eve gitmeden önce pilota Pekin işini alması için ona yardım edeceğine söz verir. Bir ihtimal kuzeninin 500 doları temin edebileceğini düşünür. Zevkten dört-köşe olmuş bir halde sırdaşı su satıcısına kendisine yardım edebilecek bir adamla buluşmayı planlarken kendisinin yardım edebileceği bir adamla karşılaştığını anlatır. Ara Oyun Seyircinin gözleri önünde Shen Te kuzeni Shui Ta’nın kılığına bürünür. Sertliğe ve kuvvete başvurmaksızın iyilik yapmanın nasıl imkansız olduğunu açıklayan bir şarkı söylerken aynı zamanda kötü Shui Ta’nın kostümünü ve maskesini giyer. 4 Shen Te arkadaşı pilot Sun’dan dükkânına gelmesini istemiştir. Sun dükkâna gittiğinde kızın yerine kuzeni Shui Ta’yı bulur. Shui Ta, Sun ve Shen Te için sağlam bir parasal dayanak gözüyle baktığı Pekin işi için 500 dolar vermeye hazır olduğunu söyler. Bir keresinde dükkân için 300 dolar teklif eden tütün toptancısı bayan Mi Tzu’dan dükkâna gelmesini istemiştir. Sun’un hiçbir açık tereddütü olmadığından teklif üzerinde hemen anlaşmaya varılır. 300 doları cebine indirirken keyfi yerindedir. Kabul etmek gerekir ki kalan 200 doları bulma sorunu vardır. Kuzenin biraz vicdansız çözümü ise sekiz kişilik ailenin Shen Te’nin dükkânında bıraktığı afyondan para kazanmaktır. Az çok tesadüfi bir soru sonucunda, pilotun kızı beraberinde Pekin’e götürmeyi düşünmediği ortaya çıkınca Shui Ta dehşetini -ama şaşkınlığını belirtmeyerek- resmeder. Tabii ki bundan sonra tüm görüşmeleri keser. Pilotla başa çıkmak o kadar kolay değildir. Pilot yalnızca kendisine verilmiş 300 doları geri ödeyememekle kalmaz, ayrıca, kız ona körü körüne tutkun olduğundan paranın geri kalan bölümünü de kızdan alacağından emin olduğunu rahatlıkla ifade eder. Zafer kazanmış bir edayla, kızı dışarda beklemek üzere dükkânı terk eder. Kızgınlık ve umutsuzluğun çılgınlığa sürüklediği Shui Ta berber Shu Fu’yu çağırtır ve ona kuzeninin sınırsız iyiliklerinin onun felaketine yol açtığını ve bu yüzden hemen güçlü bir koruyucuya ihtiyacı olduğunu söyler. Aşktan deli divane olmuş berber ‘iki kişilik küçük bir akşam yemeği esnasında’ genç bayanın sorunlarını tartışmaya hazırdır. Shui Ta ‘kuzenini haberdar etmek’ üzere sahne dışına çıktığında pilot Sun belanın kokusunu alır ve tekrar dükkânda belirir. Shen Te berberle yemeğe çıkmak üzere arka odadan çıktığında Sun ile karşılaşır. Sun ona aşklarını anımsatır; ilk karşılaştıkları parktaki o yağmurlu akşamı hatırlatır. Zavallı Shen Te! Shui Ta’nın pilotun yüzsüz egoizmine dair keşfettiği her şey Shen Te’nin aşk duygularıyla eriyip gitmiştir. Akıllı kuzeninin seçtiği berberle değil, sevdiği adamla çıkar. 5 Aşk dolu bir geceyi izleyen günün ilk ışıklarıyla birlikte, mutlu Shen Te bir semt çayevinin önünde görülür. Pilotunun uçmasını sağlamak için gerekli olan ek 200 doları toplamak için satmayı düşündüğü küçük bir torba afyon taşımaktadır. O ve biz, müzik eşliğinde bir tür mim tarzında, afyon bağımlılarını bir alem gecesinden sonra yalnız, harap, bitap ve titrek bir halde çayevini terk ederken görürüz. Bu çökmüş insanların görüntüsü onun duyularını harekete geçirir. Böyle öldürücü bir zehrin dağıtıcılığını yaparak kendisine mutluluk satın alacak gücü gerçekten yoktur. Sun muhakkak anlayışlı davranacaktır. Eli boş döndüğü zaman onu reddetmeyecektir. Bu umutla dolu olarak hızla oradan uzaklaşır. 6 Shen Te’nin umudu gerçekleşmemiştir. Sun onu terk etmiştir. Dükkânın satılışından ele geçen paranın tümünü adi batakhanelerde içkiye yatırmaktadır. Ardından Shen Te’yi avluda, az miktardaki malını bir at arabasına yüklerken görürüz. Tanrıların hediyesi olan küçük dükkânını kaybetmiştir. Çamaşırlarını indirirken başı döner ve bir komşu kadın alaycı bir ifadeyle yakışıklı ve namuslu aşığının muhakkak onu hamile bıraktığını söyler. Bu keşif Shen Te’yi tarif edilemez bir sevinçle doldurur. Pilotun oğlunu, geleceğin pilotu olarak selamlar. Arkasını dönüp bir komşu çocuğunun çöplükte yemek artıkları aradığını gördüğünde gözlerine inanamaz; çocuk açtır. Bu manzara onda tam bir dönüşüme yol açar. Seyirciye, rahmindeki çocuk uğruna kendisini dişi bir kaplana dönüştürme kararını duyuran uzun bir konuşma yapar. Ona göre bu, çocuğu yoksulluktan ve yozlaşmaktan korumanın tek yoludur. Ona yardım edebilecek tek kişi de kuzenidir. Ara oyun Su satıcısı seyirciye Shen Te’yi görüp görmediklerini sorar. Ortadan kaybolduğundan bu yana beş ay geçmiştir. Kuzeni zengin olmuştur ve artık Tütün Kralı olarak tanınmaktadır. Ne var ki ortalıkta dolaşan söylentilere göre, serveti karanlık işlerinden ileri gelmektedir. Su satıcısı onun afyon sattığından emindir. 7 Tütün Kralı Shui Ta, Shen Te’nin eski, ama yeniden çeki düzen verilmiş dükkânında tek başına oturmaktadır. Şişmanlamıştır. Nedenini yalnızca kâhya kadın bilmektedir. Güz yağmuru onu melankoliye meylettirmiş gibidir. Kâhya kadın onunla alay eder. Patron acaba parktaki o yağmurlu akşamı mı düşünmektedir? Hâlâ pilotun yeniden ortaya çıkmasını mı beklemektedir? Dükkân kapısı açılır ve bitkin biri içeri girer; bu Sun’dur. Shui Ta adamakıllı altüst olmuştur ve pilota onun için ne yapabileceğini sorar. Sabık-pilot yiyecek ve giyeceği kabaca reddeder. Bir tek şey istemektedir: Afyon. Su satıcısı Wang’ın, Shen Te’nin nerede olduğu konusundaki düzenli aylık soruşturmasını yapmak üzere ortaya çıkmasından hemen önce, Shui Ta unutamadığı sevgilisinin kişiliğinde kendi karanlık ticaretinin bir kurbanını görerek, Sun’a bir tür intihar olan bu alışkanlığı bırakması için yalvarmıştır. Wang sitem dolu bir biçimde Shui Ta’ya Shen Te’nin hamile olduğunu kendisine söylediğini haber verir ve iyi insanlar hem az oldukları hem de kendilerine çaresizce ihtiyaç duyulduğu için, Shen Te’nin dostlarının onun ne durumda olduğunu soruşturmayı kesinlikle bırakmayacaklarına yemin eder. Shui Ta buna dayanamaz. Tek bir kelime etmeden arka odaya geçer. Sun, Shen Te’nin bir çocuk beklediğine kulak misafiri olmuştur. Hemen şantaj için açık bir kapı bulduğunu düşünür. Derken arka odadan hıçkırıklar duyar; hiç kuşkusuz bu Shen Te’nin sesidir. Shui Ta dükkâna tekrar girdiğinde Sun bir kez daha afyon ister ve Shui Ta afyon vermeyi reddettiği için tehditler savurarak oradan ayrılır. Shui Ta’nın sırrı keşfedilmenin eşiğindedir. Oradan uzaklaşmalıdır. Sun polisle birlikte geri döndüğünde Shui Ta dükkânı ve Sezuan’ı terk etmek üzeredir. Tez elden bir arama Shen Te’nin giysilerini açığa çıkarır. Tütün Kralı cinayet zannıyla alıkonur. 8 Su satıcısı bir düş görür. Üç tanrı ona görünür ve Shen Te’yi sorarlar. Onlara kuzeni tarafından öldürüldüğünü söylemek zorunda kalır. Tanrılar dehşete düşmüştür. Eyalet çapındaki yolculukları boyunca Shen Te dışında tek bir iyi insan bulamamışlardır. Bir an önce geri döneceklerdir. 9 Tütün Kralı Shui Ta’nın tüm yöreyi ayağa kaldıran mahkemesinde, üç tanrı yargıç olarak ortaya çıkarlar. Mahkeme ilerledikçe Shen Te’nin iyilikleri herkes tarafından övülür ve Shui Ta’nın kötülükleri mahkum edilir. Shui Ta sertliğini, dünyevi işlerle ilgisi olmayan kuzenine yardım etme arzusuyla haklılaştırmak zorunda kalır. Kendini Shen Te’nin gerçekten kendi çıkarını gözetmeyen tek dostu olarak görür. Onun şu an nerede bulunduğu sorulduğunda hiçbir yanıtı yoktur. Köşeye sıkıştığında, mahkeme salonu boşaltılırsa bir açıklama yapacağına söz verir. Bir kez daha, bu kez yargıçlarının önünde kılık değiştirir: O Shen Te dır. Tanrılar dehşete düşmüştür. Buldukları tek iyi insan tüm şehirde en çok nefret edilen adamdır. Bu doğru olamaz. Bu gerçekle yüzleşecek güçleri olmadığından pembe bir bulut çağırırlar ve cennetlerine geri dönüş yolculuğuna çıkmak üzere alelacele buluta binerler. Shen Te yardım etmeleri ve öneride bulunmaları için onlara yalvararak diz çöker. “Kuzenim olmadan nasıl hem iyi olup hem de yaşamayı sürdürebilirim, ey Ermiş Kişiler?” - “O halde, elinden ne geliyorsa onu yap”tır tanrıların mahçup cevabı, - “Ama kuzenime ihtiyacım var, ey Ermiş Kişiler!” - “Ayda bir kez, yeterli. Ve Shen Te tanrılarının el sallayarak ve gülümseyerek” gökyüzüne doğru uzaklaşıp gözden kayboluşunu çaresizce seyreder. Mahkeme salonunun kapıları bir kez daha açıldığında, kalabalık sevinç içinde Sezuan’ın iyi insanının dönüşünü selamlar.(7) NOTLAR Çeviren: Hülya BAHÇECİ
|