Utanç Müzesi – Yiğit Tuncay


Cem TV Sivas Katliamı ve 2 Temmuz için ne düşündüğümü sordu. Ben cevapladım. İşte o cevap:

UTANÇ MÜZESİ

Belki size çok ilginç gelecek ama, ben 1919 vurgusu yapmak istiyorum. Hepimiz biliriz; Erzurum Kongresi’nin üzerine gelen o meşhur Sivas Kongresi. Sivas Kongresi’ne gelen süreci hazırlayan, kan emici, sömürüyle varolan Batı emperyalizminin ortaya attığı “Şark Meselesi”dir. Sivas Kongresi, bu topraklar üzerine oynanan oyunlara bir cevaptır. Bu cevap hem içerideki işbirlikçilere, hem de emperyalistlere karşı verilmiş bir cevaptır. Anadolu halkı bu cevabı, teslim alınmış İstanbul hükümetine de karşı durarak vermiştir.

Bu kongre farklılıklarına rağmen birbiriyle kaynaşmış halkların birlikte, omuz omuza, üzerinde oynanan oyunlara direnmesidir. Sivas 1919’da bizim tarihimizde böyle bir sembol olmuştur. Kuvay-ı Milliye bu birlikteliğin, yani Anadolu halkının iradesidir.

Aradan yıllar geçti ve bu oyunlar bitti mi? Bitmedi tabi ki. Şark meselesi projesi yıllarca sürdü. Yıllarca bu halklara, “siz birbirinizle yaşayamazsınız” fikrini benimsetmeye çalıştılar. Bu fikri karşımıza Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta tekrar tekrar çıkardılar. Son yıllarda dillere pelesenk olmuş bir cümle var; “linç kültürü”. Bu cümleyi sevmek istemiyorum. Çünkü bazı güçler tarafından organize edilen, planlanan bu katliam senaryolarının suçunun, halkın üzerine yıkılmak istenmesi var bu cümlenin altında. Esas suçluların üzerini örten bir cümle bence bu “linç kültürü”. Cehalet kışkırtılmaya en müsait atmosferdir. Cehaleti varedip, onun yaşamasını sağlayanlardan hesap sormamız lazım. Cehaleti bir kılıç gibi kardeşliğimizin üzerine savuranların yakasına yapışmamız lazım. Bu cehaleti organize eden işbirlikçileri kollayanların gözlerinin içine bakmak lazım.

Bütün bu yaşanan acılara rağmen, her sene 2 Temmuz’da binlerce insan kavga için mi oraya gidiyor. Hayır! Binlerce insan Sivas’a “beni bu topraklardan, bu kaynaşmışlıktan, bu kardeşlikten sökemezsiniz” demek için gidiyor. Sivas’ta o otel “acının müzesi” olsun diyor. “Utancın müzesi olsun” diyor.

Utanalım ve kendimizle yüzleşelim ki bir daha insanlık sınırları dışına çıkmayalım. Bunu haykırmak için binlerce insanın Sivas’ta toplanması, farklılıklarımızı derinleştirmek için değildir. Bizleri bir arada tutan değerlerimizi konuşmak içindir. 2 Temmuz insan kalmak için bir direniştir. Biz emeğimizle yüzyıllar boyu bu mücadeleyi yürütmüşüz. Emekle bir kanaviçe gibi işlediğimiz değerlerimize ihanet etmeyelim. Bu ihaneti, bu hatayı yapmamızı dört gözle bekleyenler var.

Utanmak devrimci bir duygudur. Devrimci halklar utanmaktan korkmazlar. Utanmayı bilmeden, utanılmayacak bir dünya kuramayız. 1919’daki Sivas Kongresi nasıl bir gerçeklik ise o kentte, Madımak Müzesi de öyle bir gerçeklik olmalıdır.

En son olarak da Sivas’taki acıyı yaşayan ve o acıya rağmen, bütün olanları olgunlukla görmeye çalışan Aziz Nesin’in şiiriyle bitirmek istiyorum. Eğer izin verirseniz?

Yiğit Tuncay
Haziran 2010


SİVAS ACISI

Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sivas’tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var

Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı

Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sivas işi

Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye

Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde

Aziz NESİN



 

Be the first to comment

Leave a Reply