Bir Toprak… Bir Tarih… Bir Şair: Mayakovski – Yiğit Tuncay


Yaşadığımız topraklar, yaşanmışlıklarla dolu bir birikimi insanın doğasına bir “kara kutu” gibi yerleştiriyor. Yüzlerce yıla dayanan bu yaşanmışlıklar, duyularımızda yolculuğunu sürdürürken aklımızla da bitmeyen bir savaşı devam ettiriyor. Hepimiz bu savaşın hem esiri, hem de kahramanıyız. Doğrular, yanlışlar, iyiler, kötüler, yenilgiler ve yengiler tarihi duyularımızı şekillendirirken, esarete karşı olan direnişimiz geleceğin duyularını ve aklını oluşturmaya devam ediyor. Bir toprak, bir tarihe böyle sahne oluyor. “Sahip olmak” duygusu bu toprakları halkların akan kanlarıyla sulamasına neden olurken, diğer yandan “olmak” duygusu bu yürüyen savaşa karşı isyan geleneğini sürdürüyor. Bizler bütün bunların ürünüyüz. Tek bir insanı anlayabilmek için bu bütünlüğü de algılamak gerekiyor. Bir insanı bütünlük içinde parantez içine alarak algılamaya çalışmak, onu doğasından koparmak gibidir. Görebilmenin en sağlıklı hali olduğuna inandığım bu yöntem, hayattan kopuk bir suni aklın oluşmasının da koşullarını ortadan kaldırmaktadır. “Sahip olmak” duygusunun o geniş pazarıyla mücadelede, insanın “olmak” serüveninin o ağır bedellerini bir kez daha gösterebilme inancıyla yapılmış bir çalışmadır bu.


İçindekiler


 

Be the first to comment

Leave a Reply