Eski Çağlarda Tiyatro San’atının Kaynağı – Refik Ahmet Sevengil


Yakın vakitlere kadar bütün dünyada Yunan medeniyet ve tefekkür tarihi, bugünkü dünya medeniyet ve tefekkür âlemine kaynak sayılıyordu; onun içindir ki güzel san’atların ve bu arada bilhassa tiyatronun Yunanistan’dan çıktığı peşin bir hüküm olarak kabul edilmişti. Birçok Avrupa müelliflerinin kitaba geçirmiş oldukları bir pazariyeye göre tiyatro, İsa’nın doğuşundan altıyüzyıl önce Yunanistan’da Diyonizos âyinlerinden çıkmıştır. Yunanca adı ile Diyonizos – Lâtin mitolojisinde Baküs – bağ bozumu ilâhıdır. Eski Yunanlıların inanışına göre, bu tanrı, önceleri yaz yağmurlarının ve şimşeklerin tesiri ile yeryüzünde hâsıl olan bütün bitkilerin, bolluğu, umumiyetle tabiat verimlerinin allahı idi; sonrâları başka bir inanış Diyonizosu, üzüm bağlarını yetiştiren, şarabı meydana çıkaran bir ilâh olarak tanıttı. Yunanlılar, Diyonizosu kutlamak için birçok âyinler düzenlemişlerdi. Bu âyinler, İsa’nın doğuşundan önce yedinci asırda başlar. Bu âyinlerde Diyonizosun hayatını ve hikâyelerini anlatmak üzere söylenilen sözlere musiki ve dans arkadaşlık ederdi. Çalgıcıların ellerinde flüt vardı. Diyonizosun dünyaya gelişine, dünyayı dolaşmasına, insanlara saadet dağıtmasına ve ölümden sonrayı sağlamasına ait trajik macera ve menkıbeleri bu âyinlerde yaşatılırdı.

Diyonizos’un hayatına ait mevzuları tertip eden şair, bunu önce tek başına söyler, koro bu sözleri kısım kısım hep bir ağızdan nağmelerle tekrarlardı. Sonraları koro mensupları, Diyonizosun arkadaşları olan vahşî ve iptidâî tabiat kuvvetlerini canlandırmak üzere keçi ayaklı satirler kılığına girmeye başlamışlardı.(1) Bu oyunlarda, tabii, Diyonizosun kendisi de temsil ediliyordu. Milâddan önce 535 yılında koroyu idare eden adam doğrudan doğruya taklit ve temsil vazifesi de almış, koro ile karşılıklı konuşmaya başlamıştır. Sonraları mevzuu çeşitlendirmek için Diyonizostan başka ilâhların hayatları da temsil edilmiştir.

Milâddan önce, altıncı asırda hükûmet tiyatro müsabakaları düzenlemeğe başlamıştır. Bu arada başkabaşka müellifler çeşitli trajediler yazmağa başlamışlar, bunlar olimpiyat müsabakaları esnasında oynanmıştır. Trajedi gibi komedinin çıkışı da Diyonizos şerefine yapılmış olan âyinlere bağlanır; Megara ve Sicilya’da sevinçli günlerde bilhassa bağ bozumu şenliklerinde şarapla tatlı bir coşkunluğa düşen insanların birbirlerini ite kaka söyledikleri güldürücü sözler, gülünç jestler ve şarkılarla birbirlerine sataşmaları bir nevi kaba Farce’lar vücuda getirmiş ve bunların tekâmül etmesiyle komedi ortaya çıkmıştır. Milâddan önce beşinci asırda Yunanistan’a tiyatro muharrirleri, komediler yazarak bu janrı edebi bir nevi haline getirmişlerdir.(2)

Maksadımız, Yunan tiyatrosunun tarihini yazmak veya şimdiye kadar yabancı müelliflerin bu sahada yazmış oldukları şeyleri tekrarlamak değildir; onun için Yunan tiyatrosunun tekâmül safhalarını uzun uzadıya inceleyecek değiliz; ancak bundan sonraki bahislerde asıl konumuza geçtiğimiz zaman, bize çok gerekli olduğu için tiyatronun başlangıcı hakkında bazı ecnebi müelliflerin şimdiye kadar tekrarladıkları nazariyeyi nakletmekte fayda, hattâ zaruret bulduk.

Yunan medeniyeti, sonraları Avrupa medeniyetine ana olduğuna göre, dünya tiyatrosunun da Yunan tiyatrosunun ilerleyip değişmesiyle vücut bulduğu fikri uzun zamanlar ileriye sürülmüştür.

Yirminci asırda tarih ve arkeoloji ilimlerinin inkişafı, bütün bu meseleler hakkında çok esaslı bir zihniyet değişikliğinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Her şeyden evvel şu hakikat genel olarak kabul edildi ki, tarih boyunca dünya, Yunan ve hattâ Mısır medeniyetlerinden çok daha eski medeniyetler görmüştür.

Öte yandan psikoloji ve sosyoloji bilgilerinin ışığında ileri adımlar atmış olan düşünce, hakikatte dram sanatının en az insan kadar eski olması lâzım geldiği neticesine varmıştır. Şu halde, artık bugün tiyatro san’atının Milâddan altı asır önce Yunanistan’dan ve Dionysos âyinlerinden çıkmış olduğu fikrini karanlığa gömmek lâzım geliyor; hiç değilse kabul etmek icap eder ki, tarih ve coğrafya sınırları ile birbirinden ayrılmış olan her eski insan topluluğu, ilk teşekkül sıralarından itibaren vücuda getirmeye başladığı çeşitli san’atlar arasında en kuvvetli tebliğ ve ifade vasıtası olan dram san’atını da kendiliğinden bulmuştur.

Yunan tiyatrosunun doğum tarihi olarak kabul edilen Milâddan önce altı yüz yılından çok daha evvel Mısır’da, Hindde ve Çinde dram san’atının bilindiği son zamanlarda bazı garp san’at tarihçileri tarafından ileri sürülmeye başlanıldı. Joseph Gregor’un 1933’te Viyana’da basılmış olan “Dünya tiyatro tarihi” isimli eserleri bu zihniyetle yazılmıştır ve eski çağlardaki Mısır, Hind, Çin, hattâ Türk tiyatrolarına ait sahifaları ihtiva etmektedir.(3)

Dilimizde de Bedrettin Tuncel’in yazdığı tiyatro tarihi(4) isimli eserde Yunan tiyatrosundan evvel Çin, Japon, Hind ve Mısır tiyatrolarından, kısaca da olsa, bahsedilmiştir.


NOTLAR
(1)Bunlar temsil esnasında teke derisi giyiyorlardı; yunancada Tragoi sözü bu anlama geliyor. Bu yüzden koro heyetine Trajikos koros adı verilmiş, oyunlarına da Tragodiya yani Tragosların şarkısı denilmiştir. Trajedi sözü buradan çıkıyor.
(2)Lucien Dubech: Histoire Générale İllustrée du Théâtre. Cilt I. Paris 1931. Librairie de Fransa.
(3) Joseph Gregor: Weltgeschichte des theateres. Vienn. Phaidon yayımı. 1933.
(4) Bedreddin Tuncel: Tiyatro tarihi. Cilt 1. İstanbul. Devlet Basımevi 1938.


Türk Tiyatrosu Tarihi I,“Eski Türklerde Dram San’atı”, Refik Ahmet Sevengil, İstanbul 1959, Maarif Basımevi, 1. Basım


 

Print Friendly, PDF & Email

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın